Oluşturulma Tarihi: 12 Temmuz 2017 Oluşturan: otopusula

Bu haftaki konuğumuz bugüne kadar kullandığım en güçlü, en hızlı otomobildi. O bir Ferrari F12 Berlinetta. Volkan ve Can ile bir Temmuz öğleden sonrası, ter içinde bu güzelliği kameraya alıyorduk, ancak herkes halinden fazlasıyla memnundu. F12’yi oturup izlemek bile zevkli. Peki ya kullanması?

F12, modern çağın sanat eseri. “Böyle arabam olsa salonumun ortasına koyarım!” diyeceğiniz cinsten. Her bir köşesi güzel, her köşesi Ferrari. Otomobile yandan baktığınızda sanki, doğal downforce yaratan kaputundan arka difüzörüne kadar, otomobilin üzerinden akan havayı izliyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Koltuğuna oturduğunuzda kendinizi başka bir boyutta hissediyorsunuz. İçerideki “Frau” derilerin kokusu ciğerlerinize işledikten sonra, mutsuz bir insan olmanız imkansız.

Benim için bir Ferrari’yi sonuna kadar Ferrari yapan en önemli detay V12 motorudur. F12’de ise bu işin, tam anlamıyla, “Nirvana”sı mevcut. Otomobil 2012’de piyasaya çıktığında yer yerinden oynamıştı, çünkü burada mühendisliği sanata dönüştüren, 6.3 litre hacminde, 740 HP güç üreten, atmosferik bir V12’den bahsediyoruz. Günümüzde turbo otomobiller ile bu güçlere ulaşmak hayli kolay iken bu gücü atmosferik bir makinadan almak gerçekten her babayiğidin harcı değil.

Yalan yok, kullanmaya ilk başladığımda biraz korktum, çünkü bu kadar güçlü atmosferik bir otomobili daha önce deneyimlememiştim. Ama bu korku, 15 dakika içinde hayranlığa, tarifi zor bir zevke ve sonunda da aşka dönüştü. Boşuna “atmosferik candır” demediğimi bir kez daha anladım ? Gazlamaya başladığınızda, beyninize giden sinyaller “herşey yolunda, devam et“ diyor. Artık vitesin yükseleceğini zannederken, sarı devir göstergesine gözünüz ilişiyor: Kırmızı bölgeye daha 2000 devir var! Bir motor nasıl hem bu kadar güclü, hem de bu denli kullanılabilir olur diye hayret ediyorsunuz. Sorunun cevabı 7 ileri çift kavrama şanzımanda yatıyor. Şanzıman Auto modunda, amortisörleri ‘Bumpy road’ (engebeli yol) modunda kullanırken o azgın canavar ehlileşiyor, rahatlıkla kullanılabilen bir otomobil halini alıyor. Bir kez daha hayran kalıyorsunuz. Kullandıkça O’na hayranlığınız ve saygınız artıyor.

Direksiyon üzerindeki Manetino düğmesini Race moduna getirince, otomobil “ben hazırım!” diyor. F12 ne yaptığını bilen insanların otomobili. Gaz pedalını iyi kullanıyorsanız o da size güven veriyor ve inanılmaz şekilde hızlanıyor: 0-100 3 saniye, 0-200 8.5 saniye.

Direksiyon adeta beyin dalgalarınızla çalışıyor. Avcunuzun içindeki direksiyon, vücudunuzun bir parçası oluveriyor ve gerçekten o direksiyonu iki elle tutmadan otomobili kullanmak istemiyorsunuz. Zaten bunu destekleyen direksiyon tasarımı gerçekten ellerinizi kaldırmadan otomobili kullanmanıza olanak tanıyor. Direksiyon arkasındaki gerçek alüminyum vites kulakçıkları, koşullar ne olursa olsun kolaylıkla ulaşabileceğiniz şekilde ve o kulakçıklara dokunup vites değiştirmek, otomobilin her detayında olduğu gibi, tarifi zor bir zevk.

F12 bir Grand Tourer, ama çok çok hızlı bir GT, ve sadece bu özelliği bile saygıyı hak ediyor. F12 ile İstanbul Park’ta zamana koşmak ve kendi limitlerimin üzerinde gitmek çok isterdim, çünkü F12 çelik gibi sinirler ve bolca tecrübe isteyen bir otomobil. F12’yi kullanırken onun limitlerinin her zaman sizinkinden daha fazla olduğunu hissediyorsunuz ve bu çok değişik bir his. Bu hisleri çok az otomobilde yaşadım.

Ferhat Albayrak “Artık zehirlendin” diyip güldüğünde pek anlamamıştım, ama zaman geçtikçe gerçekten zehirlendiğimi fark ettim. Motor sesini kayıt edip akşam yatarken dinlemek istiyorsunuz, otomobilin posterini duvarınıza asıp izlemek istiyorsunuz.

Ferrari F12 Berlinetta bugüne kadar kullandığım en etkileyici otomobildi. Bu duyguları anlatmaya kelimeler yetmiyor, kullanmaya başladığınız zaman onun dünyasına girip kendinizi kaybediyorsunuz…

Sinan KOÇ

Kategori

Yorum Bırakın:

E-Posta adresiniz yayımlanmayacak!